[not: gecenin karanlığında gözlerle duvara kazınan cümlelerin sabah toparlanmaya çalışılmış halidir. kusura bakılmamalıdır:) ]
bilmezdim kelimelerin kifayetsiz olduğunu desem saçma olacak
'kara gün dostu' deyimi ne demekmiş onu anladım
milliyet gazetesi’nin soğuk duvarları ve kocaman adamları arasında vazgeçmiştik belki çocuk olmaktan
ve avcılar kampüsünde çayır çimen neşesinde yine bulduk çocukluğumuzu
sütlü kahve'nin karanlık ortamında yaptığımız dedikodularla kendimize geldik bazen muzlu filtre kahve kokusunda
bazen de aile kavramını irdeledik bir paket winston eşliğinde
arkalı önlü oturulan lise yıllarında paylaştık birçok şeyi
ya da ayak uçlu baş uçlu yatmaya çalışılan gecelerde güldük dakikalarca
şirinevler'de sabahları yediğimiz simitin susamındaydık bazen
bazen de kagi'deki tortelininin pesto sosunda
okul çıkışlarında eve kadar yürüdüğümüz yollardaydık çoğu kez
bazen de parktaki salıncak kavgasında
onunla bununla dalga geçtik bazen saatlerce
bazen de kendimize batırdık iğneyi
birbirimize yazdığımız mailleri topladığımızda çıkacak olan kitap
ahmet selçuk ilkan'ı geçecek belki de
döktüğümüz gözyaşlarına değecek
gururla bahsettim senden çoğu kez bazen de tartıştık delice
özlemeler, sevişmeler, sevmeler
daha dün 16-17ydik bilemedin 18,
ne zaman geldi çattı 23 anlamadım.
Ama iyi ki doğmuşsun, iyi ki kankam olmuşsun
Erken erken nice senelere demek istedim herkesten önce
5 Eylül 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
bu senin yazıların adamı ağlamaklı yapıyor...
hiç söylemiş miydim...
aptal şey! sende!!!
ben de seni seviorum salak kankam
ağlatm demedim mi kaç kez....
ne simitin susamı ne avcıların çimeni
bana seni gerek seni:)
diye cevap vermiştib :)
Yorum Gönder