doğruyu aramak hep...bulduğunu sanmak çoğu kez.. yanılmak... bir kere bir kere daha...ya doğru yokmuş ya da bana denk gelmemiş demek.. ne zormuş meğer aramak, bırak aramayı sabredip beklemek, birgün bulacağına inanarak...her sabah bir umutla kalkmak... güne sarılmaya çalışmak... her günün sonunda heyecan bitmiş, omuzların çökmüş eve geri dönmek...ertesi gün yeniden aynı şeyler, hergünün diğerinin aynısı olmak.. 'dejavu bir hayat' yaşayıp gitmek... diziler bile 'arkası yarın'ken...değişmeyeceğini bile bile zorlamak... yaşamaya devam etmek...gece yatağa yatınca hayaller kurmak...bambaşka dünyalara dalıp gitmek.. öyle olmayacağını bile bile çok istemek sonra uyanmak birden .. zorlamak kendini tekrar rüyaya dalmak için.. hayale dalamayınca kendi kendi kızmak... kalkıp bir sigara yakmak.. derin derin içine çekmek zehiri her nefeste... gözlerin karanlık duvarda bir şey görebileceğine inanmak... nasıl gelirse öyle gidiyor sanırım hayat, ne kadar zorlasanda... ne kadar güzel de söylemişti annem; 'ön teker nereye giderse arka tekerde oraya gidermiş' diye... bakıp imrenmek insanlara.. onların da belki kendin gibi olduğunu bilmene rağmen..kırmamaya çalışmak kimseyi ve kendini kırmak içten içe...tamam demek herşeye, susmak, izin vermek sonra da neden izin verdim diye yine kendi kendine kızmak.. gözlerin altının çöküşünü izlemek aynada...günden güne... aynalara kızmak... kırmak, paramparça etmek istemek...yine tutmak kendini ve yapamadığın için kendine kızmak...yetinmek elindekiyle.. diğerleri hep senden fazlasını alırken...haketmediğini düşünmek... öyle kalakalmak... kendine kızmak...hep kendine kızmak, yine kendine kızmak... kendi kendini bitirmek içten içe
.........................................................
5 Eylül 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder