5 Eylül 2008 Cuma

Bir dosta doğum günü hediyesi - 14 Ağustos 2008

Canım arkadaşım Çağrı’ya;
Seninle ilgili aklıma gelen her ayrıntı koskocaman bir gülümseme yaratıyor hep bende...
Hani herkesin gözleri dolarak anlattığı lise yıllarına geliyordu tam da tanışmamız... Tiyatro derslerindeki zıpırlığımız bir anda ‘kanka’ yapıvermişti bizi... ‘Lise arkadaşlıkları farklı oluyormuş be’ derlerdi hep de, biz de o sıralar öyle boş boş bakardık.
Şimdi daha iyi anlıyorum aradaki farkı, üstüne özlem bindikçe...
Tiyatro derslerindeki ona buna sataşmamız mıydı en çok güldüklerimiz, bir köşeye sinip herkesi eleştirmemiz mi? Yoksa otobüste mandalina yiyen adamı görmemiz mi?
Nasıl aklımızda tutuyorduk o kadar fıkrayı? Şimdi hiçbiri hafızamda durmuyor.
Bizi en çok korkutan şey ‘Aaa yeter artık, bir susun’lar eşliğinde otobüsten atılma korkumuzdu... Yüzümüz kıpkırmızı karnımızı dahi tutmaya mecalimiz kalmamışken ☺
Yanımızdakiler değişiyordu belki ama 97 Güneşli – Beyazıt otobüsü hep şen kahkalarımızla sallana sallana yolunu buluyordu bir türlü...
Zamanla biz de kendi yolumuzda ilerlemeye başladık.
Son anlara yaklaşıldığında yavaş yavaş kopmalar, sarılmaya çalışmalar, gördükçe duydukça daha çok özlemeler, elini uzatmalar, tutamamalar başlamıştı. O beklenen ama bir yandan da gizlenen an geldi ve okul bitti. Ondan sonra uzun süre duyulmadı, görülmedi, sorulmadı kimse... Herkes kalemi elinde kendi yolunu çizmeye başlamıştı. Okullara gidildi, okundu, yazıldı, öğrenildi, uygulandı, uygulanmadı, çalışıldı, kazanıldı.
Okullar da bitirildi. Hayat gailesi denen şeyi içine düşmeye geldi vakit... İşte orada tekrar karşılaşacağımız aklıma gelmemişti. Pek de güzel oldu.
Bu arada hep bir yerlerden haberler alındı seninle ilgili. Kazandığın ödüller duyuldukça gururlanıldı ve diğer kişilere örnekler verildi itinayla seninle ilgili.
Buluşmaya çalışıldı, bir türlü olamadı. Iş aralarında msnden dertleşildi. Birbirine başarı ve şans dileyen sözler söylendi.
Büyümenin kaba tabiriyle irileşti herşey... Işlerimiz irileşti, ellerimiz irileşti, düşüncelerimiz irileşti, gözlerimiz irileşti –artık herşeyi daha net görebiliyor–...
Şekillerimiz değişse de içimizde bir yerde o tiyatro çalışmasındaki küçük ve neşeli insanlar yatıyor ben biliyorum.
Ve şimdi tekrar gururlanıyor seni böyle başarılı gördükçe Deli Nuray’ın... Kendi kendine seviniyor içten içe...
Unutmadığın ve unutturmadığın için koskoca bir alkış sana...
Içindeki çocuğun hiç büyümemesi dileğiyle....
İyi ki doğmuşsun da böyle çatlak olmuşsun :) Nice senelere :)

Hiç yorum yok: