hayatımız hep şikayetlerle geçiyor. Elimizdekinden bi türlü mutlu olmuyoruz. Her ilişki sırasında bir çok davranışta bulunuyoruz- bilerek ya da bilmeyerek. Ve he yenilginin (belki kazanımda olabilir) sonunda davranışlarımızı değerlendirmeye koyuluyoruz Acaba doğru mu yaptım yanlış mı diye?ya da neyi yanlış yaptım diye?
Kendimize bir sürü sorular soruyoruz. Çoğu da yanıtsız...ya da o an kendimizi tatmin decek bir sürü yalan cevap veriyoruz o sorulara. Yani kendimizi kandırmak için önce sorular sorup sonra da bir sürü yalanla kednimizi kandırmaya devam ediyoruz.
Galiba yaptıklarımızı anlamlandırmaya ve nedenler bulamaya çalışmaktan vazgeçip sadece o anı yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü gerçekten çok önemli bi nedeni yok terkediş ve terkedilişlerimizin.
Sadece o dilden dile dolaşan, kimilerinin rastladığı, çoğumuzun da hala bulmayı umduğu o "doğru insan" denilen kişiye rastlamadık henüz.
Hepimiz ne büyük aşklar(!) bıraktık geride- hiç bitmeyecek sandığımız ve kocaman mutlulukları ve hüzünleri birlikte yaşadığımız.
Ama mutlu olmak için herşeyi dünde bırakmak ve yarına bakmak gerekiyor işte
Ne kadar yüreğimiz acısa da, düne lanetler yağdırsak da, yarını kocaman bir karanlık olarak görsek de bu böyle
Eminim ki hepimiz öğreneceğiz düşe kalka yürümeyi. hatta koşmayı. Benim dileğim o "doğru"ları bulana kadar çok yara almamamız...
5 Eylül 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder