Kendimden kaçışımın belirtisi mi bunlar, kendime kaçışımın mı?
Yine içe kapanma isteğim ama bir yandan da birilerine sığınmaya çalışmalarım arttı. Sanırım bir beden büyük geldi bugüne kadar yaşadıklarım. Ne yapacağını bilmez halde oradan oraya savruluyorum. Kime gitsem sıkılıyorum, öylece dursun konuşmasın istiyorum. Yalnızken de yapamıyorum. Kendimden kaçmaya çalışıyorum, benliğimin tam ortasında buluyorum kendimi. Üstüme kapılar kapamak istiyorum, kocaman kilitler takmak. Ruhum orada hapsolsun da, çıkamasın istiyorum. Anlam vermek istiyorum yaşananlara. Manasızlıkları uzaklaştırmak istiyorum. Eski şarkıları dinlemekten çok sıkıldım, yeni şarkılarım olsun istiyorum. Yeni diyarlar göreyim. Herşeyim yenilensin birden. Yeni kitaplar okuyayım istiyorum, elime almamla kapamam bir oluyor. Yeni kelimeler öğreneyim, kurabileceğim yeni cümlelerim olsun istiyorum. Dışardan gamsız gibi görünmeyi, içimde ise hesaplaşmanın hiç bitmemesini istiyorum. Başkaları değil de, kendi kendimi yaralamak istiyorum belki de. Savunmalarım olmasın, paylaşımlarım olsun istiyorum. Öyle hayata falan da küsmeyeyim ama biraz uzaklaşayım istiyorum kendimden, çevreden, oradan, buradan, şuradan, falan, filan. Fazlasıyla attığım kahkahaların nedenini çözmek istiyorum. Bu bir hastalık olmalı, bu mutlu kare biraz fazla. Sürekli saçma sapan yazılar yazayım istiyorum, daha sonra da 'Depresyon Günlüğü' ismiyle piyasaya sunmayı J. Biraz daha fazla uyuyayım istiyorum, en azından işe gözüm açık gideyim. Hıncımı çıkarmak için telefonumu bazen günlerce kapalı tutmak istiyorum -açık olduğunda çok arayan var gibi- ya da fazlalık numaralardan temizlemek rehberimi. Evde kalınca deli gibi derleyip toparlamaya vuruyorum kendimi, "bir de kendimi derleyip toparlasam" diye iç geçiriyorum. Deli gibi çalışayım istiyorum sadece, aklıma hiçbirşey takılmasına fırsat bırakmayayım. Ukala insanların yanından geçerken yüzlerine tükürmek istiyorum, sonra durup değmez diyorum. Temiz kalpli olmaktan sıkıldım mı bilemiyorum derken içimden, yavaş yavaş dualarımın gözümün önünde gerçekleşmesini görüyorum. O anda vazgeçiyorum kötü olma eğilimimden. Zaten istesem de olamam ki.
5 Eylül 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
1 yorum:
Sanıyorum bu bir imdat çarısı, bu bir SOS...
Gelişini görüyorum tüm buhranın ve topun her ofsayta çıkışındaki hayal
kırıklıklarını da...
Diyorum ki "Bu kez tutturacak, bu kez turnayı götünden vuracak! bir
bakıyorsun ki hayata... yine turna seni vurmuş dötten. ağlamıyorsun,
zırlamıyorsun. bunda bir acayiplik olduğunu hepimiz görüyoruz.
Anlatıyorsun, yine de rahatlamıyorsun. seni en çok ben anlıyorum
aslında. yaşadığımız hayal kırıklıkları farklı zamanlarda, aynı
noktaya çıkıyor. bir farkla, benim daha çok yanımda kalmayı başarıyor,
beni daha çok mutsuz ediyor yanımdakiler.
Ne yapıyorum diye kendine sordun mu hiç? ben çok soruyorum, yanıtını
ise bulamıyorum. sağdan sola çarpıyorum kendimi.
sesim kısılıyor diyorsun, neden bu kadar gülüyorum ki.. masken bu
senin, sığınacaksın, hayata bu yakasından, neşesini görerek
tutunacaksın. SENİ ÇOK MU BOŞLADIM BİLMİYORUM Kİ... bir bakıyorum
buhranda bir bakıyorum neşeli,,, aslına bakarsan hep neseli... peki bu
neye yarıyor, hiç? sadece bir hiç? kocaman bir hiç? belki de...
güvenin daha çok sarsılacak.
bedenini daha çok hırpalayacaklar...
kalpin bin parçaya bölünüp tekrar bin parçaya bölünecek. bu nasıl
oluyor anlamayacaksın bile...
hızlı geçen gençlik yıllarına dem vuracaksın, dayanamayıp 'aslında
daha çok küçüğüm ben, neden böyle" diye sorgğulayacaksın... kaçmak
isteyecek, sorumluluklarını görüp o radikal kararları asla
alamayacaksın. Ayşegül ne kadar küçük anneyse, nuray o kadar küçük
anne göreceksin. çakılıp kalacaksın olduğun yere.
geleceği ikimiz de görüyoruz madem...
sil içine akan göz yaşlarını ve eğer gerekiyorsa tutma, bırak yüzünden
süzülsünler...
bir kere ağlamayı başarırsan belki, geçer herşeyin acısı...
Yorum Gönder