İşte önümde uzanıyor upuzun yol. Gecenin karanlığında ne de garip bir his veriyor. Gidenleri anlamam için kocaman bir fırsat var elimde. En öne cama en yakın koltuktayım. Kulağımda en acıklı aşk şarkılarından biri: “Ayrılık alışkanlık” diyor. Alışkanlık mı gerçekten bırakıp gitmek? Peki geride kalan da alışır mı zamanla bu duruma? Yoldaki çizgileri saymak bir zaman sonra eğlenceli gelmeye başlayabilir mi?
Şehrin ışıkları aydınlatıyor yolları. Tek tek azalıyor ama. Birazdan yeni güne başlayacağım. Yarım saat arayla farklı şehirlerde olmak ilginç. Yine gözlerim, omuzlarım ağrıyor. Acaba arabadaki 50 kişinin aklından neler geçiyor? Kim, neyi düşünüyor? Aklında neyin planını yapıyor? Kime kavuşturacak bu karanlık yollar onları? Bazıları uyuyor. Rüyasında bir an evvel gideceği yeri görüyor belki. Kimisinin ise uzaklarda gözleri. Biraz hüzünlü biraz buruk biraz da sevinçli hisleri barındırıyor şehirlerarası yolculuklar. Verilen top kek ve iğrenç kahve tadıyla unutulmaya çalışılıyor geride bıraktıklarının tadı. Daha şimdiden kokusunu, bakışlarını özledim demek için geç mi ne? Bir yandan kavuşacaklarının heyecanı çöküyor içine. Gözlerin camda. Bir yanda geçmişin, bir yanda geleceğin. Şehirler arasında taşınan ise işte tam da bugünün.
5 Ekim 2008 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder