Bu kadar hızlı yürürken neden hiç yol alamıyorum? Kalabalığın içinde tamamen kayboldum. Kendimi çoğu zaman bir nokta gibi ufacık hissediyorum. Bu depresif duygular peşimi bırakmayacak mı? Yalnızlıktan çok sıkıldım gerçekten. Kimsem yok gibi. Etrafımdakilerin sorunları duymaktan kendimi unutuyorum. Kimdim ben? Nelerden hoşlanırdım? Ne içerken zevk alırdım? Ne dinlemek, izlemek keyif verirdi bana? Kendi başıma bir hayatım var mıydı? İstediklerim sadece sessiz bir yer ve biraz daha fazla uyku muydu sadece? Ne yapmak benim yüzümü güldürürdü? Gerçekten unutmaya başladım hepsinin cevaplarını. Yazılarım bile giderek birbirine benzemeye başladı. Kendimden korkar oldum. Gözümün ucundaki yaşlar her an akmak için hazır bekliyorlar. Ama neden ki? E ne oldu şimdi? Neler olmadı ki en güzel cevap. Gitmek istiyorum hem, hem de kalmak. Sıkışıyorum duygularım, düşüncelerim arasında. Kimsenin yüzünü görmek dahi istemiyorum, ama aranmak sorulmak istiyorum. Kıvrılıp öylece yatmak istiyorum. Bir gün değişik bir dünyaya uyanmak üzere. Hesap kitaptan sıkıldım. İyi kız olmaktan sıkıldım. İçimdeki bu sürekli içme isteği neden? Sorularımın neden ardı arkası kesilmiyor? Neden saçma sapan dizilere ağlıyorum? Korkuyor muyum birilerini sevmekten? Safça sevilme olasılığım tükendi mi? Kördüğüm olmaktan, kördüğümü çözmeye çalışmaktan yorulmak bu olsa gerek. Birileri anlıyor mu gerçekten beni yoksa anlamış görünüp hiçbirşeyi anladıkları yok mu? Sevgisizlik nasıl da can acıtıcı... Bir köşeye atılmış gibiyim. Sorumlu olduklarım mı bu kadar canımı sıkıyor?
Birşeyler yapmam gerek kendimi kaybetmeden. İçimdeki beni daha fazla yitirmeden. Ama ne?
17 Ekim 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder