13 Ağustos 2009 Perşembe

Cümlelerim Tamam Artık...13.08.2009

Her zaman söylerim, benim kelimelerim yan yana gelmeye bayılır hep. Ara ara cümleler kurmaya çalışırlar. Uzun zamandır çabaları hep boşa çıkarken, sonunda eksiği buldum cümlelerimdeki. Gizli öznelerim vardı bugüne kadar hep, belki de sözde özneydi. Yüklemimi, tümlecimi cebimde taşırken, bazı öğeler eksikti. Ya ‘sen’ gibi öznelerim yoktu bazı cümlelerde ya da ‘seni’ gibi nesnelerim...

Devrik cümleler kurardım hep. Severdim de hani. Senin gelmenle birlikte kurallı cümleler kurmaya başladım.

Üç noktalı, sonu bir türlü gelmeyen, soru işaretli cümlelerle doluydu defterlerim. Tam noktaları, ünlemleri özlemişken sen çıktın karşıma.

Gizli bir kutumda sakladığım kelimelerim vardı bir de. Aşk gibi, sevgi gibi, mutluluk gibi, heyecan gibi. Koskoca bir kilit vurmuştum üzerine. Şimdi anahtarını çıkarmanın, kelimelerden cümleler, cümlelerden kocaman metinler yaratmanın tam vaktidir. -di’li geçmiş zamanlı yüklemlerimin yerini, şimdiki zamanlı, gelecek zamanlı olanlarla değiştirmenin tam vaktidir.

Satır başlarımda ‘Sen’ ile başladığım cümlelerimin sonuna geldiğimde bile özlemiş oluyorum seni. ‘Sen’ gibi görmek istiyorum heryeri, herşey ‘sen’ koksun istiyorum.

Bütün öğelerim birleşmişken bütün bir cümle kuruyorum. ‘Ben Seni Çok Seviyorum’.

Sen Yokken... 03.08.2009

Nasıl da zormuş sesini dahi duymadan günler geçirmek. Nasıl da alışmışım aşkım deyişini duymaya, hergün sıcaklığını hissetmeye. Yanımda olmasan da aynı şehrin havasını soluduğunu, aynı gökyüzüne baktığını bilmek ne kadar da güzelmiş.

Bu nasıl bir özlem böyle. Kalbim sıkışıyor. Gözlerini, yüzünü, ellerini nasıl da özledim.
Sen yokken bir kitap okumaya başladım. O bile sanki inat yapar gibi yokluğuna. Bir şarkı çalıyor diyor kitapta. Şarkının adı ‘herşey silindi ve artık yalnız sen varsın’.

“Senden ayrı olduğum tek bir an yok
Çok uzaklarda olsan bile
Seni taşıyor herşey
Kokular, sesler, seslenişler.
Ne zamandır görmüyor gözlerim
Unuttum tanıdığım ne varsa
Bir tek senin yüzün
Çok uzaklarda olsan bile”

Nasıl da anlatıyor tam olarak şuan hissettiklerimi. Normalde hızla akıp giden zaman bana inadına daha bir aheste sanki. Acelem yok hirbirşeye der gibi. Belirli aralıklarla telefonuma bakıyorum. Gülen yüzün karşılıyor beni. İçime bir ferahlık düşüyor sanki. Öylece dakikalarca bakmak istiyorum gözlerimi ayırmadan.

Anlatması güç hissettiklerimi. En kaba ve kestirme haliyle: ‘Seviyorum seni’.

En kısa zamanda ellerini yeniden hissetmek dileğiyle,

Böcüğün nuray :)