Nefret mi, kin mi, hasret mi bu ya da hepsinden birer parça var mı içimde sana dair? Nasıl biriktirdim bu kadar çok şeyi seninle paylaşmadan. Nasıl da yüzüne bağırmadım seni kırk yılda bir gördüğümde? Nasıl da sesini duyunca bir garip oluyorum? Adın geçince konuyu kapamaya çalışıyorum. Kıpkırmızı kesiliyorum sinirden. Gözlerim sımsıkı kapalı size dair yazılan şiirleri dinliyorum. Hep eskileri hatırlıyorum seni yad etmek üzere. Yakın zamana dair anımız var mıydı? Yoksa geçen yıllar hiç yaşanmamış mıydı?
Tiyatro müsameremdeki yalnızlığımı mı anlatmalıyım sana, yoksa lise mezuniyetimde kepimle birlikte seni de içimden çıkarıp attığımı mı? Sana gelen yorumların acımasızca bize yöneltildiğini düşündün mü? Sahi ya sen 'bizi' düşünür müydün hiç? Bazı konular hariç aklına gelir miydik? Hangi yemeği severdim ben, saçlarım en son ne renkti hatırlıyor musun? Benim sana dair hatırladıklarım çok az ne yazıkki... En son görüşmemizden sadece suskun dudaklar ve yüzünde biriken çizgileri hatırlıyorum. O çizgilerde bize dair anılar var mı? İleride yanımızda olacak mısın? Yoksa yine ara ara uğrayacak mısın uzaktan bir tanıdık gibi?
Sana karşı olan duygularımı bastırmaktan vücudumun heryeri ağrıyor. Hem yanımızda ol istiyordum hem de çok uzaklarda. Ama iki duygum hariç hiçbirini hissetmiyorum artık sana karşı. kızgın ve bir o kadar da kırgınım sana...
22 Kasım 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder