2 Temmuz 2017 Pazar

Ölüyorum...

Nasıl da sürüklendim uzun zamandır…
Nasıl da kabul etmedim hiçbir olumsuzluğu…
Hep gülümsedim, gülümsemeye çalıştım.
Koşturdum ki unutayım her şeyi.
Daha fazla içeyim ki hatırlamayayım bir önceki günü.
Olmayınca olmuyor işte. Gözümün kenarında hep bir gözyaşı var.
Mutsuzluktan öleceğim de öldüğümü kabul etmeyeceğim neredeyse.
Sürekli bir deneme durumu, sürekli kendi kendine söz vermeler.
Ben ne istiyorum biliyor musun?
Sadece boş boş televizyona bakmak ve biramı içmek. Yanında bir de sigaram varsa tamamdır.
Kimseyi istemiyorum, hiç kimseyi…
Ağlamaksa kendi kendime ağlarım ben, gülmekse kahkahanın alası bende.
Yalandan mı yaşayacağım sanıyorsun?
Ben kendime en büyük yalanı söylemişim, dahası var mı? Mutluyum demişim.

İşte al sana itiraf: Ölüyorum mutsuzluktan! 

24 Ekim 2016 Pazartesi

Başka söze gerek var mı?

Bir kez daha görmek için seni neler vermezdim…
Çok özledim be… Başka bir söze gerek var mı?
Bazen düşünüyorum, hiç suçum yokken neredeyse senden özür dileyeceğim.
Sırf gözlerine bir kez daha bakabilmek, bir kez daha sarılabilmek için sana…
Kendimi salıverdim senden sonra ve hala neredeyim bilmiyorum…  
Bir kere daha çıksan karşıma, bir kere daha tesadüfen de olsa…
Uzun uzun baksam sonra yeniden git gideceksen…

Çok özledim be… Başka bir söze gerek var mı?

24.10.2016 23:52

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Eksik

Sen bilmezsin ki oraları...
Çok soğuk oralar...
Senin ellerin daha çok küçük...
Sen korkarsın şimdi...
Ne diyeceğini bilemezsin ki...
Ben senin kokunu biliyorum daha... 
Yabancı o yerler sana...
Ben yapamadım...
Çok uğraştım, başaramadım.
Öyle denildiği kadar da başarılı değilmişim demek ki...
Seni bize katamadım...
Şimdi kendimi mi seni mi affetmeyeceğime karar vermeye çalışıyorum.
İçimden bir şey kopup gitti, orasını biliyorum bir tek...


31!



Şunu biliyorum ki ben bu 30’lu yaşları pek bir sevdim.
Son bir senedir sanki daha çok benim…
Daha çok dinliyorum kendimi…
Daha az sorguluyor, daha çabuk kabul ediyorum.
Hem kendimi, hem insanları…
Üzülmekten daha az korkarken, içimde nefret büyütmekten daha çok çekiniyorum…
Daha az umursuyorum gidenleri…
Daha çabuk boş veriyorum…
Daha çok rakı içiyorum mesela…
Daha çok film seyrediyorum…
Yeni göreceğim yerler için daha çok meraklanıyorum…
Annemi, kardeşimi daha çok arıyorum.
Daha çok yalnızım, daha çok şarkı söylüyorum, daha çok dertleşiyorum dostlarımla…
Daha az bakıyorum eski fotoğraflara, daha çok hayal ediyorum albüme yeni girecek olanları…Güzelmiş bu 30’lu rakamlar…
Önce soğuk ama sonra alışıyorsun… Gelsene!

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Nokta!

Sadece kendi cümlemi tamamlayacak bir nokta olmak istiyorum... Çok mu zor?
Şu kader denen şey öylesine yapışıyor ki insana...
Senin arkandan gizli gizli işler çeviriyor da en son senin haberin oluyor...
Bütün ömrünü kim olduğunu bilmeyen insanların arasında, kimseyi tanımadığın bir yerde yaşamak hayaliyle geçiriyorsun...
Ve şunu artık çok iyi biliyorum ki, ben artık kimseyi sevmiyorum...
Oysa ki sevmek için koskoca bir yüreğim varken...

19 Ocak 2014 Pazar

İnsanın en çok kendine kaldığı yerler sanırım otel odaları...
En çok dağıttığı, hem de toparlamak zorunda olmadan
Tek dostunun duvarlar ve ışıklar olduğu
En çok kendi sesini dinlediği.
Kendi kendine güldüğü
Kendi kendine ağladığı
En çok uzak kaldığı
En çok yakınlaştığı
Saçma televizyon kanallarına büyük bir ilgiyle baktığı.
Boşluğun içinde ne yapacağını şaşırdığı
Ayaklarını uzattığı
Kendine sarıldığı
Lobide kalabalıkken, birden yapayalnız kaldığı...



21 Aralık 2013 Cumartesi

2014 nasıl da vurgulu geliyor?!

Güzel olacak yeni yıl sanırım. 
Güzellikler getirecek, öyle hissediyorum.... 
Yenilikler, değişiklikler...
Bazen kocaman bir umutsuzluğun içinde buluyorum kendimi. 
Bazen de inanmak istiyorum. -hala-
Yanımda olsunlar istiyorum, bir yandan da yapayalnız...
İçimde kocaman çelişkiler... 
Önce kendimle bir anlaşma yapmam gerek. 
Hayat güzel mi gerçekten?
Yoksa başka çaremiz mi yok önümüze gelen yemeği yemekten başka...
Bir varım, bir yokum...
Var olmak için, iyi hissetmek için, tekrar yaşamın tadına varmak için savaşacağım....